Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: İşçilik ve Tazminat Alacakları Artık Nasıl Dava Edilecek?
Kısa cevap: 7589 sayılı Kanun (Resmî Gazete: 31 Temmuz 2026, sayı 33326), Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesindeki belirsiz alacak davasını yürürlükten kaldırdı. Yerine, kısmi davayı düzenleyen 109. maddeye dördüncü fıkra eklendi: alacağın bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, karşı tarafın muvafakati aranmaksızın, tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir. En önemlisi: bu artırımda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Değişiklik 31 Temmuz 2026'da yürürlüğe girdi. Bu tarihten önce açılmış davalarda eski 107. madde uygulanmaya devam eder.
Son güncelleme: 16 Ağustos 2026 · Bilgilendirme amaçlıdır; hukuki danışmanlık değildir.
En sık karşılaşılan yanılgı: kısmi dava kaldırılmadı.
Kaldırılan, belirsiz alacak davasıdır (HMK m. 107). Kısmi dava (HMK m. 109) yürürlüktedir ve hatta güçlendirilmiştir: maddeye eklenen yeni dördüncü fıkra, kısmi davada talebin bir defaya mahsus artırılmasına ve artırılan kısımda zamanaşımının dava tarihinden kesilmiş sayılmasına imkân tanımaktadır. Yani kısmi dava kalkmadı; belirsiz alacak davasının yerini aldı.
İşçilik alacakları, iş kazası tazminatları, destekten yoksun kalma tazminatı, trafik kazası alacakları… Bu davaların hemen hepsinde ortak bir sorun vardır: dava açarken alacağın tam miktarı bilinmez. Kıdem tazminatının kaç lira olacağı bilirkişi hesabından, iş göremezlik tazminatının tutarı ise Adli Tıp raporundan sonra ortaya çıkar.
Türk hukuku bu soruna on beş yıl boyunca belirsiz alacak davası ile cevap verdi. 7589 sayılı Kanun bu kurumu kaldırdı ve yerine farklı bir mekanizma koydu. Bu yazıda ne değiştiği, neyin daha iyi hâle geldiği, hangi yeni riskin doğduğu ve hâlihazırda görülmekte olan davaların ne olacağı ele alınıyor.
Üç Cümlede Ne Değişti?
- HMK m. 107 (belirsiz alacak davası) yürürlükten kaldırıldı — 7589 sayılı Kanun m. 19.
- HMK m. 109'a (kısmi dava) yeni bir dördüncü fıkra eklendi — 7589 sayılı Kanun m. 20. Artık kısmi davada talep, bir defaya mahsus olmak üzere ve zamanaşımı riski olmadan artırılabiliyor.
- Yürürlük 31 Temmuz 2026. Bu tarihten önce açılan davalar eski düzene tabi (7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/10).
Resmî Gazete Künyesi ve Madde Metinleri
Değişikliği yapan düzenlemenin resmî kaynakları aşağıdadır. Aramalarda en çok sorulan konulardan biri bu olduğu için madde metinlerini olduğu gibi aktarıyoruz.
Kaynak: 7589 sayılı Kanun, Resmî Gazete 31 Temmuz 2026, sayı 33326.
| Bilgi |
Değer |
| Kanun numarası | 7589 |
| Kanunun adı | Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun |
| Kabul tarihi | 16 Temmuz 2026 |
| Resmî Gazete | 31 Temmuz 2026, sayı 33326 |
| Yürürlük | Yayımı tarihinde (7589 s. K. m. 26/c) — 31 Temmuz 2026 |
| HMK m. 107'yi kaldıran hüküm | 7589 sayılı Kanun m. 19 |
| HMK m. 109'a fıkra ekleyen hüküm | 7589 sayılı Kanun m. 20 |
| TBK m. 55'e fıkra ekleyen hüküm | 7589 sayılı Kanun m. 18 |
Yürürlükten kaldırılan hüküm — HMK m. 107
Belirsiz alacak davası — MADDE 107 (Mülga: 16/7/2026-7589/19 md.)
Maddenin kaldırılmadan önceki birinci fıkrası şöyleydi: “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.”
Yürürlüğe giren hüküm — HMK m. 109/4
“Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”
Geçiş hükmü — 7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/10
“Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur.”
Belirsiz Alacak Davası Neydi ve Neden Vardı?
Mülga HMK m. 107, davacının dava açarken alacağının miktarını tam ve kesin olarak belirlemesinin kendisinden beklenemeyeceği hâllerde, asgari bir miktar üzerinden dava açmasına ve yargılama sırasında miktar belirlendiğinde talebini artırmasına imkân tanıyordu.
Bu kurum uygulamada özellikle iş hukukunda çok yaygınlaştı. Ancak beraberinde uzun bir tartışma da getirdi: hangi alacak gerçekten "belirsiz"di? Davacı, alacağını aslında hesaplayabilecek durumdayken belirsiz alacak davası açarsa ne olacaktı? Yıllarca süren bu tartışmalar, dosyaların esasa girmeden usulden reddedilmesine kadar varan sonuçlar doğurdu.
Neden Kaldırıldı? On Beş Yıllık İçtihat Tartışması
Belirsiz alacak davası, hak arama özgürlüğünü genişletmek amacıyla getirilmişti. Ancak uygulamada asıl tartışma, hangi alacağın gerçekten “belirsiz” sayılacağı üzerinde düğümlendi. Şartları bulunmadığı hâlde belirsiz alacak davası açıldığı değerlendirilen dosyalar esasa girilmeden usulden reddediliyordu. Kaldırma kararının arka planında bu tablo vardır.
Yargıtay: “bilirkişi gerekmesi” belirsizlik demek değildir
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2025/3676, K. 2025/5460, 25.06.2025:
“…alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenememesinden anlaşılması gereken; davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi ya da objektif olarak imkânsız olmasıdır. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, iddianın ispata muhtaç olması ve bilirkişi raporu alınması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez.”
Aynı kararda, iş yargılamasında sıklıkla görülen davaların yığılması hâlinde belirsizlik ölçütünün her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir.
İçtihadı birleştirme: kesin bir liste yapılamaz
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, 15.12.2017, E. 2016/6, K. 2017/5:
“İşçilik alacaklarının hangi hâllerde belirsiz, hangi hâllerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir.”
Bu karar tartışmayı bitirmek yerine, her dosyanın kendi koşullarına göre değerlendirileceğini teyit etti. Sonuç olarak davacı, davasını hangi türde açacağını baştan kesin olarak bilemiyordu.
Anayasa Mahkemesi: usulden ret son çare olmalıdır
Anayasa Mahkemesi, Başvuru No: 2019/12190, 22.02.2022:
Şartları oluşmadan açılan belirsiz alacak davasının dava şartı yokluğundan reddedilmesinin, usul hukukundaki imkânlar gözetildiğinde başvurulabilecek son çare olmadığı; davanın hukuki yarar yokluğundan reddi suretiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kararda, hâkimin HMK m. 31 uyarınca belirsiz gördüğü hususları açıklatma yetkisini haiz olduğuna işaret edilmiştir.
Tablo şuydu: bir yanda usulden ret uygulaması, diğer yanda bunun hak ihlali oluşturduğunu söyleyen Anayasa Mahkemesi kararı. 7589 sayılı Kanun bu ikilemi, dava türünü tamamen kaldırıp korumayı kısmi davaya taşıyarak çözmüştür.
Yerine Gelen Kural: HMK m. 109/4
Kısmi davayı düzenleyen 109. maddeye eklenen yeni fıkra şöyledir:
"Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır."
Bu tek cümlede dört ayrı kural var:
- Kapsam: Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği her durum. Yani klasik kısmi dava.
- Sayı sınırı: Bir defaya mahsus. Talep bir kez artırılabilir.
- Muvafakat gerekmez: Artırım, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın yapılır. HMK m. 141 uyarınca dilekçeler teatisinden sonra iddia normalde genişletilemez; karşı tarafın açık muvafakati veya ıslah gerekir. Yeni fıkra bu şartı aramıyor.
- Süre: Tahkikat sona erinceye kadar.
Asıl Mesele Zamanaşımıydı — Yeni Fıkra Onu Çözüyor
Bu değişikliğin en kritik yönü, çoğu haber içeriğinde atlanan noktadır. Belirsiz alacak davasının tercih edilmesinin başlıca sebebi zamanaşımıydı.
Klasik kısmi davada yerleşik uygulama şuydu: dava dilekçesinde "fazlaya ilişkin haklar saklıdır" denmesi, saklı tutulan kısım için zamanaşımını kesmezdi. Zamanaşımı yalnızca dava edilen miktar bakımından kesilirdi. Sonuç olarak davacı, bilirkişi raporundan sonra talebini ıslahla artırdığında karşı taraf zamanaşımı def'inde bulunabiliyor ve artırılan kısım — yani alacağın büyük bölümü — zamanaşımına uğrayabiliyordu.
Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, E. 2013/9563, K. 2013/10797, 14.05.2013:
"…kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir. Dava konusunun ıslah yoluyla arttırılması durumunda, ıslah dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde yapılan zamanaşımı def'i ıslaha konu alacaklar yönünden hüküm ifade eder."
Bu içtihat, kısmi davanın işçilik alacaklarında neden riskli görüldüğünü ve belirsiz alacak davasının neden yaygınlaştığını açıklar. Yeni HMK m. 109/4 tam olarak bu riski ortadan kaldırmaktadır.
Yeni fıkranın son cümlesi bu tabloyu tersine çeviriyor: "zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır." Yani artırım, bilirkişi raporundan aylar sonra yapılsa bile, zamanaşımı bakımından dava tarihine geri gidilecek.
Pratik anlamı şudur: belirsiz alacak davası kaldırılmış olsa da, onun sağladığı en önemli koruma kısmi davaya taşınmıştır. Bu, davacı açısından kayıp değil, sadeleşmedir.
Eski Düzen ile Yeni Düzen Karşılaştırması
Kaynak: 6100 sayılı HMK m. 107 (mülga) ve m. 109 (7589 sayılı Kanunla değişik). Yürürlük: 31 Temmuz 2026.
| Konu |
Eski: Belirsiz alacak davası (m. 107) |
Yeni: Kısmi dava + artırım (m. 109/4) |
| Ön şart |
Alacağın miktarının belirlenmesinin davacıdan beklenememesi. Bu şartın varlığı ayrı bir uyuşmazlık konusuydu. |
Talep konusunun bölünebilir olması yeterli (m. 109/1). "Belirsizlik" tartışması ortadan kalkıyor. |
| Artırım sayısı |
Madde metninde sayı sınırı öngörülmemişti. |
Bir defaya mahsus. Açık sınır. |
| Artırım süresi |
Miktarın belirlenmesinden sonra. |
Tahkikat sona erinceye kadar. |
| Karşı tarafın muvafakati |
Aranmazdı. |
Aranmaz — iddianın genişletilmesi yasağı uygulanmaz. |
| Zamanaşımı |
Dava tarihinde kesilirdi. |
Artırılan kısım için de dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. |
| Usulden ret riski |
Alacağın aslında belirli olduğu değerlendirilirse dava reddedilebiliyordu. |
Bu özel ret sebebi ortadan kalkıyor. |
"Bir Defaya Mahsus" Sınırı ve Islahla İlişkisi
Yeni düzenin en dikkat edilmesi gereken yönü budur. Talep bir kez artırılabilir. Bu, artırımın zamanlamasını stratejik bir karar hâline getiriyor.
Örneğin bilirkişi raporu alındıktan sonra talep artırıldı; ardından itiraz üzerine alınan ek rapor daha yüksek bir tutar gösterdi. Bu durumda 109/4 hakkı tükenmiş olacaktır. Bu nedenle artırımın, hesabın olabildiğince kesinleştiği aşamada yapılması önem taşır.
Açık kalan bir soru: ıslah ile birlikte kullanılabilir mi?
HMK m. 176/2 uyarınca taraflar aynı davada ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir. Yeni m. 109/4 ise ıslahtan bağımsız, kendine özgü bir artırım imkânı getirmektedir; metinde ıslah hakkının saklı olduğuna ya da tükendiğine ilişkin bir ifade yoktur. Bu iki imkânın birlikte kullanılıp kullanılamayacağı, düzenlemenin yeni olması sebebiyle henüz yargı kararlarıyla açıklığa kavuşmamıştır. Bu konuda kesin bir sonuç bildiren içeriklere temkinli yaklaşmak gerekir.
Ayrıca yeni fıkra yalnızca zamanaşımını düzenlemektedir. Faizin hangi tarihten işleyeceği bu fıkrada ele alınmamıştır; bu konuda genel hükümler ve yerleşecek uygulama belirleyici olacaktır.
Görülmekte Olan Davalar Ne Olacak?
7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesinin 10. fıkrası bu soruyu açıkça cevaplıyor:
"Bu maddeyi ihdas eden Kanunla 6100 sayılı Kanunun yürürlükten kaldırılan 107 nci maddesi, yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur."
Kaynak: 7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/10. Belirleyici ölçüt dava tarihidir.
| Dava ne zaman açıldı? |
Hangi kural uygulanır? |
| 31 Temmuz 2026'dan önce |
Mülga HMK m. 107 uygulanmaya devam eder. Belirsiz alacak davası olarak açılmış dosya, açıldığı düzene göre yürür. Yeni bir dilekçe verilmesi gerekmez. |
| 31 Temmuz 2026 ve sonrası |
Belirsiz alacak davası açılamaz. Alacağın bir kısmı için kısmi dava açılır; talep, m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırılır. |
Derdest davalar için önemli: yukarıdaki içtihat hâlâ geçerlidir.
Geçici m. 1/10 uyarınca 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış davalarda mülga 107. madde uygulanmaya devam ettiği için, “alacak gerçekten belirsiz miydi?” tartışması bu dosyalarda sürmektedir. Yani derdest bir belirsiz alacak davanız varsa, Yargıtay’ın ve Anayasa Mahkemesi’nin yukarıdaki değerlendirmeleri dosyanız bakımından güncelliğini korur.
İşçilik Alacakları Bakımından Pratik Sonuçlar
Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ücreti ve ulusal bayram–genel tatil alacakları için açılan davalar bu değişiklikten doğrudan etkilenir. Uygulamadaki karşılığı şöyledir:
- Dava şartı arabuluculuk aşaması değişmedi. İşçi–işveren uyuşmazlıklarında arabuluculuğa başvurma zorunluluğu aynen sürüyor. Ayrıntı için dava şartı arabuluculuk rehberimize bakabilirsiniz.
- Dava dilekçesinin kurgusu değişiyor. Artık "belirsiz alacak davası" nitelendirmesi yerine, alacağın bir kısmının talep edildiğinin ve talebin m. 109/4 uyarınca artırılacağının belirtilmesi gerekir.
- Zamanaşımı endişesi azalıyor. İşçilik alacaklarında beş yıllık zamanaşımı süreleri sebebiyle ıslah aşamasında yaşanan kayıplar, yeni kural karşısında büyük ölçüde anlamını yitirir.
- Artırımın zamanlaması kritik hâle geliyor. Tek hak olduğu için, bilirkişi raporuna itiraz süreci tamamlanmadan artırım yapmak sonradan telafi edilemeyebilir.
Konuyla ilgili ayrıntılı bilgi için işten çıkarılma sonrası haklar ve işçilik alacaklarında arabuluculuk süreci yazılarımızı inceleyebilirsiniz.
İş Kazası Tazminatında Durum
İş kazasından doğan maddi tazminat talepleri, belirsiz alacak davasının en çok kullanıldığı alanlardan biriydi. Sebebi açıktı: sürekli iş göremezlik oranı Adli Tıp veya hastane kurul raporuyla belirlenene kadar tazminatın tutarı hesaplanamıyordu.
31 Temmuz 2026’dan sonra açılacak davalarda bu talepler de kısmi dava olarak açılır; iş göremezlik oranı ve bilirkişi hesabı ortaya çıktığında talep, HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus artırılır. Artırılan kısımda zamanaşımı dava tarihinden kesilmiş sayılır.
İki noktaya dikkat edilmelidir:
- Artırım hakkı tektir. Kurul raporuna itiraz edilmesi ve ikinci bir rapor alınması ihtimali varsa, artırımın zamanlaması önem kazanır.
- Olay tarihi ayrıca önem taşır. Tazminatın faizine ilişkin TBK m. 55 değişikliği yalnızca 31 Temmuz 2026’dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır (7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/9). Yani dava tarihiniz yeni, olay tarihiniz eski olabilir; bu ikisi farklı kurallara tabidir.
İş kazası sürecinin bütününe ilişkin ayrıntı için İş Kazası Geçiren İşçinin Hakları ve Tazminat Süreci yazımıza bakabilirsiniz.
Aynı Kanunun Getirdiği İkinci Değişiklik: Tazminatta Faiz Başlangıcı
7589 sayılı Kanun, Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine de iki fıkra ekledi. Bu düzenleme bedensel zararlar ile destekten yoksun kalma tazminatlarında uzun süredir tartışmalı olan faiz başlangıcını netleştiriyor:
Kaynak: 6098 sayılı TBK m. 55 (7589 sayılı Kanun m. 18 ile eklenen fıkralar).
| Tazminatın ilgili olduğu dönem |
Kanuni faiz ne zaman başlar? |
| Zarar görenin veya destekte bulunanın kazancının bilindiği dönem |
Haksız fiilin veya zarar doğuran olayın meydana geldiği tarihten itibaren |
| Kazancın bilinemediği dönem |
Karar tarihinden itibaren |
Aynı maddeye eklenen ikinci fıkraya göre, bu tazminatlar için ifa amacıyla tahkikat başlayıncaya kadar ödenen bedel, ödeme tarihine göre belirlenecek tazminat miktarından oransal olarak mahsup edilir. Bu hüküm özellikle sigorta şirketlerinin dava öncesi yaptığı kısmi ödemelerin nasıl dikkate alınacağını düzenlemektedir.
Bu değişikliğin geçiş kuralı farklıdır. 7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/9 uyarınca TBK m. 55 değişikliği, yürürlük tarihinden sonra meydana gelen haksız fiiller veya zarar doğuran olaylar hakkında uygulanır. Daha önce meydana gelen olaylarda maddenin eski hâli geçerlidir. Yani burada ölçüt dava tarihi değil, olay tarihidir.
Trafik kazası kaynaklı taleplerin ayrıntısı için maddi–manevi tazminat ve araç değer kaybı, iş kazaları için iş kazası geçiren işçinin hakları yazılarımıza bakılabilir.
Şimdi Ne Olacak? Durumunuza Göre Yol Haritası
Belirleyici ölçüt, davanın açıldığı tarihtir. Tazminat faizinde ise ölçüt olay tarihidir.
| Durumunuz |
Ne değişiyor? |
Belirsiz alacak davam sürüyor (31.07.2026 öncesi açıldı) |
Hiçbir şey yapmanız gerekmez. Mülga 107. madde dosyanıza uygulanmaya devam eder; talebinizi o düzene göre artırırsınız. |
| Dava açmayı düşünüyorum |
Belirsiz alacak davası açılamaz. Alacağın bir kısmı için kısmi dava açılır; bilirkişi hesabı çıkınca talep bir kez artırılır. |
| Arabuluculuk aşamasındayım |
Arabuluculuk kuralları değişmedi. İş, ticari ve tüketici uyuşmazlıkları ile kira ve ortaklığın giderilmesinde arabuluculuk dava şartı olmaya devam eder. |
| Kararım istinafta / temyizde |
Bu değişiklik için özel bir bozma hükmü öngörülmemiştir. Dosyanız açıldığı tarihteki usule göre değerlendirilir. |
| Trafik kazası veya iş kazası tazminatı |
Dava usulü için dava tarihine, faiz için olay tarihine bakılır. İkisi farklı kurallara tabidir. |
Kontrol Listesi
- Davanız 31 Temmuz 2026'dan önce mi açıldı? Öyleyse mevcut düzen devam eder; bir işlem yapmanız gerekmez.
- Yeni dava açacaksanız talebinizin kısmi dava olarak kurgulanması ve m. 109/4 artırım hakkının dilekçede belirtilmesi yerinde olur.
- Artırım hakkınız tektir. Bilirkişi raporuna itiraz süreci tamamlanmadan kullanılmaması değerlendirilmelidir.
- Artırımı tahkikat sona ermeden yapın. Süre bu aşamada kapanır.
- Tazminat davalarında olay tarihini kontrol edin. TBK m. 55 değişikliği yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonraki olaylara uygulanır.
- İcra takibine dönüşen alacaklarda ayrı süreler işler; ödeme emrine itiraz süreleri bakımından ayrıca değerlendirme yapılmalıdır.
Sıkça Sorulan Sorular
Kısmi dava da kaldırıldı mı?
Hayır. Kaldırılan yalnızca belirsiz alacak davasıdır (HMK m. 107). Kısmi dava (HMK m. 109) yürürlüktedir ve maddeye eklenen dördüncü fıkrayla güçlendirilmiştir.
Değişiklik Resmî Gazete'de yayımlandı mı?
Evet. 7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış ve aynı gün yürürlüğe girmiştir.
İş kazası tazminatı belirsiz alacak davası olarak açılabilir mi?
31 Temmuz 2026'dan sonra açılacak davalarda açılamaz; bu tarihten sonra kısmi dava yolu kullanılır. Bu tarihten önce açılmış davalarda mülga 107. madde uygulanmaya devam eder.
Belirsiz alacak davası neden kaldırıldı?
Uygulamada asıl tartışma, hangi alacağın gerçekten “belirsiz” sayılacağı üzerindeydi. Şartları bulunmadığı değerlendirilen dosyalar esasa girilmeden usulden reddediliyordu. Anayasa Mahkemesi 22.02.2022 tarihli kararında bu uygulamanın mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği sonucuna varmıştı. Kanun koyucu, dava türünü kaldırıp sağladığı korumayı kısmi davaya taşımıştır.
HMK 109'da tam olarak ne değişti?
Maddeye dördüncü fıkra eklendi. Bu fıkra, alacağın bir kısmının dava edildiği hâllerde talebin aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikat sona erinceye kadar artırılmasına imkân tanır ve artırılan kısımda zamanaşımının dava tarihinden kesilmiş sayılacağını düzenler. Maddenin diğer fıkraları değişmemiştir.
Derdest davamda eski Yargıtay kararları hâlâ geçerli mi?
Evet. Geçici m. 1/10 uyarınca 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış davalarda mülga 107. madde uygulanmaya devam ettiğinden, alacağın belirsiz olup olmadığına ilişkin içtihat bu dosyalar bakımından güncelliğini korur.
Belirsiz alacak davası ne zaman kaldırıldı?
HMK m. 107, 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edilen 7589 sayılı Kanun'un 19. maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Kanun 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanmış, 26. maddesi uyarınca bu hüküm yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Belirsiz alacak davasının yerine ne geldi?
Kısmi davayı düzenleyen HMK m. 109'a eklenen dördüncü fıkra. Buna göre alacağın bir kısmı dava edildiğinde talep, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, tahkikat sona erinceye kadar artırılabilir.
Hâlihazırda görülmekte olan belirsiz alacak davam ne olacak?
7589 sayılı Kanun Geçici m. 1/10 uyarınca, yürürlükten kaldırılan 107. madde, kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam eder. Yani 31 Temmuz 2026'dan önce açılmış davalar eski düzene göre yürür.
Talebi kaç kez artırabilirim?
HMK m. 109/4 uyarınca bir defaya mahsus olmak üzere. Madde metninde bu sınır açıkça yer almaktadır.
Artırım için karşı tarafın onayı gerekir mi?
Hayır. Fıkra, artırımın "iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın" yapılacağını belirtmektedir. HMK m. 141'de aranan açık muvafakat şartı bu artırım bakımından uygulanmaz.
Artırımı en geç ne zaman yapabilirim?
Tahkikat sona erinceye kadar. Tahkikat aşaması kapandıktan sonra bu imkân kullanılamaz.
Artırdığım kısım zamanaşımına uğrar mı?
Yeni fıkraya göre zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır. Bu, kısmi davada daha önce yaşanan en önemli riski ortadan kaldıran düzenlemedir.
Bu değişiklik ıslah hakkımı ortadan kaldırıyor mu?
Madde metninde ıslaha ilişkin bir düzenleme yoktur. HMK m. 176/2 uyarınca aynı davada bir kez ıslah imkânı ayrı bir kurum olarak varlığını sürdürmektedir. İki imkânın birlikte kullanılıp kullanılamayacağı henüz yargı kararlarıyla açıklığa kavuşmamıştır.
İşçilik alacakları davası nasıl açılacak?
Dava şartı arabuluculuk aşaması aynen devam eder. Anlaşmama hâlinde alacağın bir kısmı için kısmi dava açılır ve bilirkişi hesabı ortaya çıktığında talep m. 109/4 uyarınca artırılır.
Faiz de dava tarihinden mi işleyecek?
HMK m. 109/4 yalnızca zamanaşımını düzenlemektedir; faiz başlangıcına ilişkin bir hüküm içermemektedir. Faiz konusunda genel hükümler ve oluşacak yargı uygulaması belirleyici olacaktır.
Tazminat davalarında faiz kuralı da mı değişti?
Evet. Aynı kanunla TBK m. 55'e eklenen fıkralara göre, kazancın bilindiği döneme ilişkin tazminata haksız fiil tarihinden, bilinemediği döneme ilişkin tazminata ise karar tarihinden itibaren kanuni faiz işletilir. Bu değişiklik yalnızca 31 Temmuz 2026'dan sonra meydana gelen olaylara uygulanır.
Yeni bir dilekçe vermem gerekiyor mu?
Devam eden belirsiz alacak davaları için hayır; geçiş hükmü gereği eski düzen kendiliğinden uygulanır. Yeni açılacak davalarda ise dilekçenin kısmi dava olarak kurgulanması gerekir.
İlgili İçerikler
Yasal uyarı. Bu içerik genel hukuki bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır; hukuki danışmanlık niteliği taşımaz ve belirli bir dava sonucu vaadi içermez. Aktarılan hükümler 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun mülga 107. maddesi ile 7589 sayılı Kanunla değişik 109. maddesine, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 55. maddesine ve 7589 sayılı Kanun'un Geçici 1. maddesine dayanmaktadır (Resmî Gazete: 31 Temmuz 2026, sayı 33326). Düzenleme yenidir; yargı uygulaması zamanla şekillenecektir. Somut uyuşmazlığınızda hangi hükmün uygulanacağı dava tarihine, olay tarihine ve dosyanın içeriğine göre değişir.